| ||
|
Çocuklarınıza “BismillahirRahmanirRahim” Demeyi Öğretin Sultan ul-Evliya Mevlana Șeyh Nazım Adil El-Hakkani Pazartesi, 21 Eylül, 2009 Lefke, Kıbrıs
Bütün övgüler ve şerefler Sanadır ey Rabbim. Bize en sevgilinin hürmetine ilahi lütfünü gönder ki Sana itaatkâr kul olalım. Zatına itaatkâr kul olalım. Zatın, kullarının itaatkâr kul olmasını sever ve Zatının en zayıf itaatkâr kulu olmak istiyoruz. Sultansın! Subhansın! Allah Allah Allah Allah Subhanallah, Allah SultanAllah! Bizi affeyle ve sonsuz lütfünden ikram et ki mütevazı kullarından olalım ey Rabbim! Ve en kıymetli kulundan istiyoruz, bütün kâinatta Zatının temsilcisi, Seyyidina Muhammed’e
Elfu Salât Elfu Selam! Sonsuz selamlar, sonsuz sanadır ey en kıymetli Peygamberimiz! Elfu Salât vesselam aleyke ve ala alihi ve sahbihi ve ezvacike ve ehli beytike. Ya Rasurullah, bizi affeyle.
Ey insanlar! Siz Rabbimizin kullarısınız. Ey insanlar! Gelin bakın, sana sonsuz selamlar, sonsuz şeref ikram edildi. Ey insanlar! Gelin dinleyin. Esselamun Aleyküm bütün insanlara! En yüksek Peygamberimiz Seyyidina Muhammed (Șeyhimiz ayağa kalkıyor)
Senin için ayağa kalkmayı severiz. Ey Rabbimin en kıymetli varlığı, en kıymetli yaratılanı! Sensin ancak evvelden ahire, Ya Muhammed!
Ey insanlar! İyi kul olmaya çalışın. Bu hayat kısadır, çok kısa. Ömrümüz nasıl çabuk geçtiğini hiç anlamayız. O kadar çabuk geçer, o kadar çabuk. Nuh (a.s.) en büyük ve en şerefli peygamberlerden biri idi. Onun makamı binlerce peygamberin üstündeydi. Ona bin sene ömür ikram edilmiştir. Bu gezegende yaşadı ve insanları Allah “Ne kadar çabuk geldin ruhumu almak için?” “Ya Nuh! Bin senedir dünyadasın.” Şaşırdı ve dedi ki; “Bin sene ne kadar çabuk geçti?" Eğer on bin sene bile yaşasaydı yine derdi ki; “Ne kadar çabuk geldin ruhumu almaya?" “Ya Nuh, şimdi ömründen on bin sene geçti”. Eğer ona yüz bin sene ikram edilseydi, Azrail (a.s.) temiz ruhunu almaya geldiği zaman, yine aynısını diyecekti; “ Ne kadar çabuk geldin ruhumu almaya?" "Ya Nuh, yüz bin sene geçti" der. Ve Nuh (a.s.) yine şaşırır.
Ey dinleyicilerimiz! Dinleyin. Sana verileceğe karşılık günlük az bir vaktinizi verin. En azından yarım saat dinleyin, duyun, öğrenin ve itaat edin. Âlemlerin Rabbinin insanoğlundan istediği itaatkârlıktır. Peygamberlerini gönderdi ve buyurdu ki; “Ey kulum! Siz kulsunuz ama bana kulluk yapmıyorsunuz”. Kul olmanız gerekir, köle değil. Kulluk büyük bir şereftir. Verin ey insanlar! Bütün peygamberler insanları çağırmıştır ve demişlerdir ki; “Ey insanlar! Gelin gününüzden biraz vaktinizi ayırın. 24 saat verilmiştir. İtaatkâr kul olmak için az bir vaktinizi ayırın.” Kulluk yapmak için vaktinizi ayırmıyorsunuz ve kendinizi köle olmaya hazırlıyorsunuz. Köleden daha aşağı… başka bir kelime daha var... Kölelik esaretin en son noktasıdır. Siz şerefli kul olmak yerine köleliği tercih ediyorsunuz. Çünkü kulluk sana sonsuz şeref verir. Ama kölelik seni öyle bir seviyeye getirir ki, bu en kötü seviyedir. En düşük veya en alçak seviyedir senin için.
Ey insanlar! Köleliği kulluğa tercih etmek sizin için bir şeref değildir. Ama şimdi siz köleliğe koşuyorsunuz, kulluğa az bir vakit bile ayırmıyorsunuz. Ey insanlar! Şimdi doğudan batıya... En azından kendi nefsime hitap ediyorum ve sizde düşünüp almaya özgürsünüz. Ben sadece zayıf bir kulum. Size yanlış yolda olduğunuzu hatırlatıyorum. Köleliği kulluğa tercih ediyorsunuz. Kulluk en yüksek seviyedir. Rabbimiz kullarından en yüksek seviyede olmalarını ister, üstün olmalarını ister. Allah
Şeytan insanları Esfele Safiliyn yaptı. En derin karanlık bölgelere düşürür. Onun için her gün size hatırlatma yapıyoruz. Belki bu sohbetler veya tavsiyeler yüz gün, belki bin gün oldu. Onun için Peygamber Efendimiz
Ve kulluk yüksek bölgelerdedir, yüksek hâkimiyetlerdedir. Kim kul olmayı tercih ederse ona sonsuz hâkimiyet okyanusları vardır. Bu Rabbine kul olmaya hazırlanan insanlar içindir. Daha fazla fazla şereflenmek içindir. Ama kim şeytanın peşine koşarsa, köle ve esir olmayı tercih ederse, köleliğe hazırlanırsa, burada ve buradan sonra mutlu olmaz. Onlara şeref yoktur, zevk ve mutluluk yoktur.
Ey insanlar! Ben zayıf bir kulum. Bu gezegende olan bütün insanoğluna hitap ediyorum. Belki 6, 7 milyar insan vardır. Ey insanlar! 21. yüzyılında bu gezegende yaşayanlar! 21 yüzyıldır hazırlanıyorsunuz ama daha anlayamadınız. Halen kulluk ve köleliği kıyaslıyorsunuz. Şimdi insanlar en yüksek makamdaki kulluğu bırakıp köleliği tercih ediyorlar. Evet. Bakın. Herşey sizin etrafınızda yaratıldı ve hepsi de ne için yaratıldıysa onu yapar.
Burada bir palme ağacı vardır, o yaradılış gayesini bilir. Portakal ağacı yaradılış gayesini bilir. Kediler yaradılış gayesini bilir. Eşekler de yaradılış gayesini bilir. Karıncalar da vazifesini bilir. Hiçbir şey gayesiz yaratılmamıştır. Boş yere birşey var olmaz. Âlemlerin Rabbi her varlığa vermiştir. Kuranı Kerimde yazar:
قَالَ رَبُّنَا الَّذِي أَعْطَى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, herşeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir." 20:50
“O yarattı ve herkese bir yaratılma maksadı verdi." Subhanallah. Küçük veya büyük. Ey insanlar! 21. yüzyılda yaşıyorsunuz. Neden ne için yaratıldığınızı düşünmüyorsunuz? Neden, düşünmüyor musunuz? Nedir bu cahillik? Ne için yaratıldığını bilmemek bir varlık için iyi birşey değildir. Karıncalar bilir ne için yaratıldığını. Eşekler bilir ne için yaratıldığını. Ancak bu dünyadaki insanlar düşünmezler! “Biz tabiat için yaratıldık," derler. Tabiat nedir? Seni var eden tabiat nerdedir? “Bizi tabiat getirdi," demek çok kirli bir ifadedir. "Tabiat bizi hayata getirdi ve götürecek," diyenler bunu söylemeye utanmıyorlar. Bütün Allah
Yaşayan insanlar için bu en büyük cahillik ve en derin karanlıktır. İlk önce çocuklarınıza öğretin ve deyin ki; “Ey oğlum, ey kızım, ne için yaratıldığınızı bilmelisiniz. Bizi âlemlerin Rabbi yarattı." Bunu öğrenmeye çalışın. En yüksek saygınızı vermeye çalışın. En yüksek şeref ve övgü Onadır. Bir küçük çocuğa öğretmek için otur ve de ki: “Ey oğlum, 'Bismillahirrahmanirrahim' de.” Belki bunun ne demek olduĝunu sorar. Rahman ve Rahim olan Allah |